Sonra… Sonra biz birer birer Diyarbakır’ı terk ettik. Aslında hiçbirimiz gönüllü gitmedik. Gitmek zorunda bırakıldık. Kimimiz İstanbul’a, kimimiz de Avrupa’nın dört bir tarafına dağıldık. Nar taneleriydik, taneleri acıyan… " http://halkinnabzi.com.tr/surp-giragosun-ahi-vardir/
Sonra Der Baba’da geldi İstanbul’a… On iki Eylül’de güya Doğu’nun Müslüman çocuklarını Hristiyan yapıp Ermeni okullarında okumasını sağlıyor diye gözaltına alıp aylarca yatırdılar. Çıktı. Yolda görünce ellerine sarılıp öptüm. Yaşlanmış, çökmüştü. Ağlamaklıydı. Sarıldım. O da bana sıkıca sarıldı. O koca adam, o iyilik timsali adam hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Gözyaşları, boynumu, yüzümü ıslatıyordu. Bende ağladım; beraberce ağladık. Ellerini gösterdi bana… Tırnakları yoktu. Her biri mosmordu. Yürüyemiyordu. Ayak tırnaklarını mı da, diyemedim. Sözlerim ağzımda hıçkırık oldu. “Mahvettiler beni, mahvettiler. Ben artık onmam, diyordu bir taraftan… ‎- Elestirel Gunluk