Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafl: "Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havaalanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbirşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..." Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir."
hımm.. biri çıkar misal arjantin ya da yunanistan gibi ödemiyoruzzzzzzzzzzz lannnnnnnnnnn zılgıtını çekerse peki? cevap veriyorummm:)) eğer yunanistan gibi AB şımarık oğlanıysa bişey olmaz borçları ödenir ama ortadoğuda misal Türkiye gibi bi ülkeyse ağzına s..çılır. işgal edilir,:)net- misal duyun-i umumiye:) tekerrrür etme tarih! ‎- neferteti
Katılıyor musunuz buna? :( ‎- Oha
Gayet bilinen bir pratik. Her ülke bu çapta uygulamasa da mekanizma aynı ‎- selim varank
Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Kısmı dışında katılıyorum. ‎- selim varank
Pratikler yaklaşık 4 yüzyıldır falan sadece don değiştiriyor. Ancak, bir yığın beton kısmına ben de pek katılmıyorum. Ayrıca Düyun-u Umumiye için de halihazırda mortu çekmiş bir maliyenin, ilk kurulduğu Muharrem Kararnamesi ertesinde örneğin anapara borçlardan bir miktarı düşerek daha elle tutulur bir hale getirir. En azından veresiye defterinde tutar gibi, Rotschild'den 5milyon aldım onun zaten 2 milyonu arada taşımak için gidiyor, şu kadarı da faiz zaten ohooo, Lütfücüm bize para kalmadı soygunculuğunun önüne geçer. Hatta bunlar bir noktada bu yağma devam ederken gazetede çıkıyor bir yazar "Ya hu bizi düpedüz soymuşlar." diyor :D Düyun-u Umumiye'de en azından kurumsal bir borç idaresi dönüşümü yaşanıyor. Tabii ki Ankara Hükümeti'nin vergileri kendi elinde topladığını söylemesine kadar oluyor bu. Bu beton meselesinde katılmama sebebim, böyle yarı müstemleke memleketlerdeki mali egemenliğin tam olarak nasıl işleteceklerinin böyle nadir örneklerinden olduğu için, bu devletlerde Düyun-u Umumiye üzerinden pratikler geliştirmeye çalışıyorlar. Borç yapılandırma kısmının yanı sıra demiryollarının yapımı, mali reform, çeşitli kurumların modernleşmesinde rol oynamış bir kurum yine de,içeride gezdirirken birkaç şey de yapmış. Cumhuriyet ertesinde Borçlar Meclisi ve Hamiller Meclisi isimli Paris merkezli kurumlara dönüşerek yurtdışına çıkıyor.Borçlar Meclisi'yle hesaplaşma 1948'de kapanıyor. Ancak Mahfi Eğilmez'in bir yazısında okuduğum kadarıyla bazı bonoya bağlı borçların son ödemeleri bu hamiller meclisi'ndekiler için 1989'da yapılmıştı. E aga sen götünün deliğini bilmezsen, savaş için aldığın borçla saray yaparsan, Düyun-u Umumiye de dikerler, evinin ortasına f-16 da sokarlar tabii. #okunmayanyorumlarım ‎- Monteyn
#okunmayanyorumlarım ‎- Monteyn Aga sdsdhsgs yok yok okuduk o/ ‎- magnafantagna
Dünya'yı genel olarak özetlemiş. Yani ülkelerdeki parasal konular böyle hakimiyet altına alınıyor. ‎- anytim3
@monteyn: güzel anlatmışsın :) ‎- selim varank