Demir'den Kapılar: Bir devrimin Eşiğinde(3) “Bir Devrimin Eşiğinde” yazı serisinin ilk iki yazısından sonra gelen yorumlara bakınca, yazdıklarımızın neredeyse hiç anlaşılmadığını; biraz fantezi, biraz bilim kurgu ya da son zamanların şişirilmiş “Sapiens” ve “Homo Deus – Yarının Kısa Tarihi” gibi popüler kitapların yazarı Yuval Noah Harari’nin yazdıkları gibi değerlendirildiğini gördük. Bu durumda kısa bir parantez açıp, bazı kavramları açıp, biraz açıklama yapıp, uyarılarda bulunup, ondan sonra devam etmek gerekiyor. https://demirden-kapilar.blogspot.com.tr/2017/11/bir-devrimin...
AFRİN’İ PYD’DEN, YPG’DEN TEMİZLEYECEKMİŞ ! – Teslim TÖRE İnsanlık Erdoğan gibi bir ahmağa ve onun ahmakça yaptıklarına hiç tanık olmamıştır. İç politikada, dış politikada, hatta kendi partisi içinde yaptıklarına bugüne kadar hiç kimse tanık olmamıştır. İç politikada korkunç bir ayrışma, düşmanlaştırma yarattı. Kendi partisinin içinde “metal yorgunluğu var” diyerek kim “yorgun”, kim değil, bunun ölçüsü ne demeden partisini hallaç pamuğu gibi atıyor. Stratejik ortağım dediği, ekonomisinin %70’inin bağımlı olduğu ABD’ye, AB’ye “hey heylenip” köprüler atıyor. Ordusunun bir üyesi olduğu ve bütün teknolojik sisteminin bağlı bulunduğu NATO’ya ters düşüyor, kopuyor. Rusya’nın elinde bir oyuncağa dönüyor. Suriye’de iç savaş çıkınca, hiç üstüne kalmamışken, “Eset git” dedi. Eset’in gitmesinin arası biraz uzayınca gazeteciler: Efendim Esat ne zaman gidecek diye sorunca “en geç üç hafta” diye zaman verdi. Yalana doymadı, bir kaç gün sonra gidip “Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” dedi. Devamında bir seferinde muhtarlara konuşurken ajite oldu: Fırat Kalkanı Harekatı başlattık, Fırat’ın batısındaki Membiç’teki YPG, PYD “teröristlerini temizleyeceğiz, oradan Rakka’ya geçeceğiz, sonra Musul’a, Kerkük’e gideceğiz, Musul’un sahasında da masasında da olacağız diyerek zavallı muhtarları heyecandan öldürecekti. Elleri patlarcasına alkışladılar. http://gecenotlari.wixsite.com/gece-notlari/single-post/2017/...
Yankee go home! – Dr. Yekta UZUNOĞLU Geçmiş yüzyılın altmışlı , yetmişli yıllarının yani bizim gençlik dönemimizde yer küre adlı gezegende en yaygın slogan “Yankee go home” du. Slogan tarihi incelense belki de en çok bilinen, kullanılan slogan olarak bu cümle ilk sırada yer alır. Latin Amerika’dan (İspanyolca konuşulan kesim), kuzey Amerika’ya oradan da Avrupa’ya, Avrupa’dan Afrika ve Asya’ya sadece milyonlarca gencin değil aynı oranda aydının, işçinin sokaklara dökülüp de haykırdığı slogandı “Yanke evine git” O dönemin gençleri kızlı erkekli Paris’te ki A.B.D. büyükelçiliğinin önünde yer alırlarken bütün benlikleriyle his ettikleri bu ortak insani değerlere karşı işlenen suça karşı duruş duygusunu bu sloganla haykırarak dile getiriyorlardı. Elçilik önündeki gösteri bitince de Sein nehri üzerindeki Pont Neuf adlı Parisin en eski köprüsünün altında birbirleriyle ortak duygu zinciriyle bağlanarak farklı renklerden insanların oluşturdukları çiçek tarlasını andıran ortamda Joan Baezin “Dona Dona” adlı parça ortak duygular şemsiyesi altında dilendiriyorlardı. Bizden binlerce kilometre uzaklıktaki Vietnam, Laos, Kamboçya halklarına doğru dostluk, sevgi, dayanışma duygularımızı türkülerle gönderiyorduk. Fiziken sizlerden uzaktayız ama kalplerimiz sizler için çarpıyor dercesine. https://teletexnews24.com/2017/11/19/yankee-go-home-dr-yekta-...
Türk devletinin simgesi Sokakta kalpaklı insanlar ve sosyal medyada Atatürk maskesi takmış okul çocuklarının fotoğraflarını gördükten sonra, 10 Kasım günü gazete manşetlerine baktım. Bütün gazeteler aynı manşeti atmak ve bunu her yıl yapmak zorunda oldukları için, yaratıcı veya ilginç bir şey bulmakta biraz zorlanıyorlar elbet: "Ata'mıza koştuk". "Sevgi seli". "Dünyada tek". "Kimseyi tanımadık senden daha güzel". "Tarihte benzeri yok". "O'na koştuk". "Halk Ata'sına koştu". "Yenilmez sevgi". "Yer gök Atatürk". Bu yıl azıcık farklı ve özgün olmayı bence Aydınlık gazetesi becermiş: http://marksist.org/icerik/Yazar/8326/Turk-devletinin-simgesi
30 Ekim 1873: Teodor Kasap tarafından çıkarılan mizah gazetesi “Hayal” yayınlanmaya başlandı Teodor Kasap, Osmanlı döneminin en önemli ve ünlü Rum kökenli gazetecisidir. "Diyojen" adıyla Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk mizah gazetesini yayınladı. Hükümet tarafından gazetesi kapatılınca, yerine "Hayal" ve "İstikbal" adlı diğer gazeteleri çıkardı. "Hayal" de yayınlanan bir karikatür nedeniyle hapse mahkûm oldu. http://marksist.org/icerik/Tarihte-Bugun/8199/30-Ekim-1873-Te...
8199_5.jpg
Topal Osman Topal Osman'ın kan ve katliam sahnesine ilk kez 1914 yılında Giresun'da çıktı. O güne dek önemsiz bir çete reisi olan Osman, Ermeni soykırımı hazırlıkları esnasında Teşkilat-ı Mahsusa yöneticileri tarafından örgütlendi. Osman, Karadeniz'in Ermenilerden temizlenmesi görevini üstlendi. Hapishanelerden çıkardığı katillerden oluşan çetesiyle Artvin ve civarında yürütülen "tehcire" katıldı, çok sayıda Ermeni'yi katletti. 1919 yılında Ermeni soykırımı nedeniyle İstanbul Divan-ı Harbi tarafından aranan Topal Osman, Havza'da çok kısa bir süre önce Samsun'a çıkmış olan Mustafa Kemal'le görüştü. Bu görüşme sonrasında Topal Osman hakkındaki arama emri Padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı, Osman Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Giresun Şube başkanı oldu. Bu yeni sıfatıyla Erzurum'da kongre toplamaya giden Mustafa kemal'in muhaliflerini bastırmak görevini başarıyla yerine getirdi. Ardından da diğer görevini icra etmeye başladı: Karadeniz'i Rumlardan arındırmak. http://marksist.org/…/2-Nisan-1923-Soykirim-suclusu-katil-T
23658589_1235321946603431_5215800391779399593_n.jpg
Arif Çelebi: Güney Kürdistan'da yeni dinamikler açığa çıkabilir Marksist Teori yazarı Arif Çelebi "Halka kendi kendini yönetme gücü verirseniz hiçbir güç onları yenemez" dedi. https://goo.gl/7HPoVG
Deniz Altun Yazdı: Saray'ın 2019 stratejisi ve baraj tuzağı https://goo.gl/5CVGsF
TRT’de “Hele Dadaş Hoş musan?” adlı türkünün sözleri sansürlendi. Türkünün TRT, “Hele Dadaş Hoş musan/ Dolu Musan Boş musan/ Ayakların Yan Basir/ Yoksa Sen Sarhoş musan” ifadelerini “Ayakların Yan Basir, Yoksa Sen Oruç musan” olarak değiştirerek sansürledi.
DOxYW-aWAAEYS1v.jpg
Bir Devrimin Eşiğinde (2) – “Tipping Point”e 300 Hafta Kala Bu yazı serisinin ilk başlığı “Bir Devrimin Arifesinde” idi. Ama biraz düşününce “arife” (önce) sözcüğünün durumun özgüllüğünü tam vurgulayamayacağı gördüm. Çünkü “arife” öncesi’dir. Yakın ama hala öncesi. Halbuki bu devrimin öncesi aşıldı. Ama öte yandan tam içinde de değiliz. Bu durumda en uygun kavram olarak “eşiği”nden başkası aklıma gelmedi. Yani ne öncesinde ne içindeyiz, tam eşiğinde, içine giriş veya geçiş sürecinde. Bu nüans yaklaşan devrimi anlayabilmek açısından önemli. Çünkü üretici güçler (teknik) düzeyindeki devrimlerin gerçekleşmesi ve günlük hayatı, toplumsal ilişkileri değiştirmesi genellikle on yıllar alır. Toplumun sancılı veya sancısız bir biçimde bu yeni üretici güçler düzeyine ilişkin üstyapısının yerleşmesi ve bunun için güçlerin mücadelesi daha da uzun sürer. https://demirden-kapilar.blogspot.com.tr/2017/11/bir-devrimin...
Nâzım ’ın Sansürlü Sayfaları – Alp Altınörs http://www.ogrencifaaliyeti.com/index.php/2017/11/15/nazim-in...
Biz bu dik duruşu Amed zindanında Mazlum Doğanlardan, Batman beşiri'de Abbas Amani'den gördük, huzurlu uyu Seyit Rıza gözün arkada kalmasın torunların hak mücadelesinde başı dik.
DOp-EN6W4AAfeZY.jpg
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Güney Kürdistan'ın Süleymaniye Eyaleti ile Doğu Kürdistan'ın Kirmanşah Eyaleti sınırında meydana gelen depreme ilişkin başsağlığı mesajı ve dayanışma çağrısı yaptı. https://goo.gl/RYrrKJ
Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi. İhtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım. Asabım çok bozuldu. Emniyet Müdürüne; üşüdüm,otele gidiyorum, dedim (İ. S. Çağlayangil-Anılar)
DOkrSfMX0AANReY.jpg
Tunceli Barosu, 1938 Dersim Katliamı sırasında oğlu ve 5 arkadaşıyla birlikte Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının yeniden yargılanmasını isteyerek, özür talep etti.
DOrPHzLXkAIBst0.jpg
16Kasım1979: TKP'li öğretmen Talip Öztürk (32) ülkücülerce kurşunlanarak, 16Kasım1982:TKP MK üyesi Mustafa Hayrullahoğlu (34) gözaltında işkenceden hayatını kaybetti
DOtAboOX0AEsVyN.jpgDOtAboBWkAIXuWI.jpg
Pirimiz Seyid Rıza=Dersim demektir.Sonsuza kadar Sevgi ve Saygı ile yad edeceğiz...!
DOrxVVPXUAEwWXQ.jpg
Dersim’i Unutmak mı? Dersim’de bir evde, adı Dünya Ana olan yaşlı bir ninenin sesi duyulur: “Rica ederim, halk halka ağlasın. Biz de halkız, biz de kardeşiz…” http://dunyalilar.org/dersimi-unutmak-mi.html/
Demir'den Kapılar: Bir Devrimin Eşiğinde Türkiye’yi esir almış Erdoğan-Ergenekon ittifakıyla uğraşmaktan, bütün dikkat ve enerjiyi onunla mücadelenin sorunlarına yöneltmekten, eşiğinde bulunduğumuz dünya ölçüsündeki devrimi yeterince erken göremedik ve bu konuda bir şeyler yazamadık. Elbette çürüme ve terör tüm ülkeyi esir almadan ve tam bir faşizmle sonuçlanmadan, İslamcı-Türkçü ve faşizan Erdoğan-Ergenekon ittifakının, bir an önce yıkılması ve bu yıkılışın mümkünse, kitlelerin hareketiyle ve örgütlenmesiyle olması en acil görev olmaya devam ediyor. Elbet bu mücadelenin, stratejiye, taktiğe, örgüt ve mücadele biçimlerine ilişkin sorunları, (muhalefetin hiç tartışmadığı ve tartışmaktan kaçındığı sorunlar) gündemimizin başında yer almaya; zaman ve enerjimizin çoğunu bir “kara delik” gibi yutmaya devam edecektir. Ama bunun yanı sıra eşiğinden geçtiğimiz ya da içine girdiğimiz dünya çapındaki devrimi ele almadan ve anlamadan buradaki mücadeleyi de yeterince başarılı yürütmek mümkün değildir. Bu nedenle, yukarıdaki acil standart görevin yanı sıra, gücümüz ve zamanımız el verdiğince bu eşiğinden geçtiğimiz devrimin kapsamını anlamaya ve yol açacağı değişikliklerin gerek mücadele koşulları; gerek görevler bakımından ortaya çıkaracağı olanak ve sorunları anlamaya yönelik bir çaba içinde olacağız. Bütün bunlara bir giriş, bir başlangıç yapmaya, kavramsal bir temel sağlamaya çalışacağız. https://demirden-kapilar.blogspot.com.tr/2017/11/bir-devrimin...
Ey Alev-i, Sosyalist ve Komünist geçinen canlar! Her yıl 10 Kasım'da ve onun size kendisini anmanız için armağan ettiği ulusal ve milli bayramlarda andığınız Ataput'unuz da sizi gerçekten sever miydi?
23435219_1750524348575800_4773386476462319283_n.jpg
Hinzir pasaya kadar iyiydi. ‎· Serpent
komünistler ve devrimciler katledilip hapishanelerde süründürülmüştür ‎· Barut Komplosu ‎· 3
Dersim, 1937-38'de tedip, tenkil ve tehcir edildi. Bir soykırımdı yaşanan. Bu soykırımda yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz.
'' Zenginler fakirlere Tanrı'dan başka bir şey bırakmadılar.'' / F. Nietzsche
DOSejbfX0AE1OzO.jpg
Figen Yüksekdağ’a 2 ayrı dava daha: 10 yıl hapsi isteniyor Tutuklu HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında eş başkan seçildiği HDP Kongresi’nde asılan PKK Lideri Abdullah Öcalan fotoğrafı ve 2014 yılında Lice’de asker kurşunuyla yaşamını yitiren bir yurttaşın taziyesinden dolayı 10 yıla kadar hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, kesinleşen hapis cezası nedeniyle milletvekilliği ve parti üyeliği düşürülen tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında katıldığı taziye ve HDP kongresinde “Örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla 2 ayrı dava açtı. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iki ayrı iddianamede, Yüksekdağ’ın 2 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Yüksekdağ hakkında hazırlanan birinci iddianamede, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde Mahsum Korkmaz’ın (Egît) heykelini yıkmak için 19 Ağustos 2014 tarihinde “Şehît Amed û Şehit Hevidar Şehitliği”ne giden askerlerin açtığı ateşte yaşamını yitiren Mehdin Taşkın için açılan taziyeye katılan Yüksekdağ’ın PKK ve HPG flamasının bulunduğu Taşkın’ın fotoğrafı önünde konuşma yaptığı belirtildi. http://avrupaforum.org/figen-yuksekdaga-2-ayri-dava-daha-10-y...
Kemalizm ve Türk Milliyetçiliği – Erdal Boyoğlu Değerler, kavramlar ve varoluş biçimleri kolaylıkla insani olmayan kavramlarla esen rüzgara göre yön değiştirebiliyor. Kör yalanlarla toplumsal ve siyasal dengeleri alt üst edebililiyor. Devletin bekasında, öyle bir hal alıyor ki karmaşalar, saldırılar, katliamlar ve vahşetlerle karşı karşıya gelebiliyor. Devlet kendine tapanları” emir komuta” zinciriyle sokağa salarak halka kan kusturtuyor. Devlet, güce tapanları etrafında besliyor, barındırıyor ve destek veriyor. Bu tutarsız ilişkilerle her yönlü sindirme ve şiddet sorgusuz sualsiz başta muhalif sesleri susturuyordu. Atatürk’ün tek adam anlayışıyla geliştirdiği baskı ve şiddet gerek etnik halklara gerekse kürdlere, alevilere, çerkezlere karşı bir sindirme ve yıldırma operasyonuydu. Atatürk’ün başlattığı tek dil, tek millet, tek din ulus devletine, direnenler için darağaçları kuruldu, binlerce insanı yerlerinden yurtlarından sürgüne gönderildi, zindanlara atıldı. Tek şef tarafından tepeten aşağıya uygulatılıyordu. Emek sermaye çelişkisi, İşçilerin hak alma mücadelesi, 1 mayıs işçi bayramını kutlamak isteyenler hep ama hep devletin gücüyle karşı karşıya kaldılar. Bütün bu baskılara rağmen ne ezilenlerin hak alma mücadelesi, nede ezilen halkların eşitlik ve adalet mücadelesi durdu. Devlet şiddeti dur durak bilmedi, baskının ve şiddetin yönü kesilmedi. http://avrupaforum.org/kemalizm-turk-milliyetciligi-erdal-boy...
Küresel İşçi Sınıfının Yeniden Yapılanması – Beverly Silver İşçi hareketi ölmediği gibi, 2008 den beri işçi sınıfı direnişindeki hızlı artış ve sınıfsal hareketlilik, dönüşümün sinyallerini veriyor. Beverly Silver, Çeviri: Esra Topçu Sosyal bilimlerde; 1980 lerden beri baskın olan yaklaşım emek ve sınıf hareketliliklerin geçmişin kalıntıları olduğunu varsaymak olmuştur. Çokça tartışılan “Küreselleşme”, işçiler arasında küresel anlamda yoğun bir rekabeti hortlattı ve işçilerin gücü ve refahı açısından acımasızca başaşağı giden bir sarmalın oluşmasına yol açtı. Üretimin yeniden yapılandırılmasının -imalathanelerin kapanması, taşeronlaşma, otomasyon ve yoğun ucuz işgücünün piyasaya sürülmesi- kurulu emek yoğun iş gücünün olduğu belli başlı ülkelerin altını oyduğu ve her yerde, yeni iş gücünün dolanımı açısından başa çıkılamayacak engeller yarattığı söylendi. http://avrupaforum.org/kuresel-isci-sinifinin-yeniden-yapilan...