sevgili murat önerman'ın neden daha çok bize acı çektiren insanlara karşı tutku duyuyoruz? sorusu hakkınaki twitlerini bir araya getirdim: Kendisiyle barışık olmak çatışmasını/eksikliğini kabul etmek ve dışarıya yansıtmamak. Böyleleri huzur verici, şefkatli ve dostça sıklıkla. Ama bunlar tutku uyandırmak için yeterli mi? Tutku uyandıran insanlar, çok kez, hatta ağır sorunları olan, kendisiyle barışık olmayanlar. Bu neden böyle? Zira şefkatli, dostça ve huzur verici insanlar bize yük yüklemiyor, sorun yaratmıyor hatta yükümüzü hafifletiyor! Huzurlu insanın bize yük yüklememesi onu daha az düşünmemize yol açıyor. Bunun anlamı ona göreceli olarak az psişik enerji yatırımı yapmamız.Kendisiyle barışık bir insana göreceli olarak az duygusal enerji yatırımı yapmamız yani hiperkatheksis yapmamamız onun bir limiti gibi.kendiyle barışık olmayan yani sorunlarını bize yansıtan insan bizi daha çok düşündürüyor ve duygulandırıyor. Duygu olumlu olumsuz fark etmez.Nefret edenin nefret ettiğine kayıtsız kalamamasında da hiperkatheksisin mevcudiyetini fark edebiliriz. Aradaki engel kalksa aşık olacak gibi.Dolayısıyla, bana öyle geliyor ki, bize eziyet edene aşık oluruz sözündeki hakikat payı bizatihi eziyetten değil enerji yatırımından geliyor. Bu hem adaletsiz hem de acıklı bir durum gibi. Kime enerji yatırmışsak ona bağlanıyoruz ki tutku da bir tür bağlanma (hiperkatheksis) işi.Bundan ötürü bazı insanlar onları mağdur eden ilişkilerden veya insanlardan kolay kolay uzaklaşamıyorlar

2015-2016 Mokum.place