Türkiyelenmişim ya yine. Üstümden başımdan dökülmeye başlayınca fark ettim.
sürekli en kötü olasılığın olacağını düşünmek = türkiye'de fazla zaman geçirmiş olmak ‎- otisaga
bu kadar zamandır her seferinde bulaştırmadan vakit geçireceğim diyorum, her seferinde döndüğümde tr tarafından ebelenmiş buluyorum kendimi. bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik tr tarzı ufku sürekli olarak aşağıya aşağıya çeken ortamdan kurtarmak olabilir. ‎- otisaga
satıh sürekli aşağıya çekiyorsa yukarı bakmak anca boğuluyor olma hissini artırıyor. aşağıya bakmayı öğreniyorsun, aşağıya baktıkça da karanlıklar prensine dönüşüyorsun. afak'tan anladığın aynı karaltı oluyor. ‎- otisaga
ve bildiğin üstat seviyesinde gurbetçiyim. yetişkin hayatımın çoğu abd'de geçti, ama en az 3 kez uzun süreliğine (1 seneden fazla) tr'de yaşadım. sonuncuda 2 seneden fazla kaldım, acayip hazırlıklıydım. nasıl yakalanıldığını anlamıştım. ona rağmen yakalamış resmen. salt mesafe değil zaman girdikçe anlaşılıyor. daha neler var kimbilir ‎- otisaga
türkiye'deyken türkiyenin etkisini en çok ağzından çıkanı sürekli abidik gubidik birilerinin kriterlerine göre düzenlemek zorunda kaldıkça anlıyorsun, kimi zaman aynı şekilde hareketlerini (ifadeni duruşunu bakışını) düzenlemen gerekiyor. tr'den ayrıldıktan sonra bu tarz hareketlerden çok faha fazlasını gereksiz yere yaparken (ya da gerekli olanları yapmazken) fark ediyorsun kendini ‎- otisaga
sokakta durum böyle, sokağın aynen yeniden canlandığı ve çok daha etkin bir muhaberat ve denetim mekanizmasına dönüştüğü sosyal medyası da aynı. herkes birbirini denetliyor ‎- otisaga
resmen dil üzerinden zihnime sızdığından şüphe ediyorum türkiyeliliğin, türkçeyi bırakırsam o tarz fazlalıklar, yükler de belirginleşirmiş gibi geliyor. o yükün altında kalan, hareket eden kısımlar da yeniden canlanır, hareketlenir, büyür diye umuyorum. şimdi 2 sene elimin kolumun üstüne yatmışım da kolum yeniden canlanıyormuş gibi hissediyorum. kontrol sıfır, feci bir uyuşma var ve uyuşmuş elimle 31 çekemeyecek kadar yorgunum ‎- otisaga
türkçenin bir tür esperantoya dönüşmesi gibi bir durum var zaten bir süredir. varsayılanla ya da herkesle değil, ancak ne dediğini anlayan, dilini bilen bir kısım insanla konuşuyor gibiyim. insanların çoğuyla türkçeyi derdimi anlatacak kadar konuşuyordum. komple gömsem, zorda kalmadıkça konuşmasam sadece esperanto klaptan arkadaşlara ayıp olacak gibi bir durum var. ‎- otisaga
ahaha otis, bu çok mühim bir konu bence, iyi ki yazdın sağol gerçekten ya... ilk elden: bir de tr deki hayatla dışarıdaki hayat karşılaştırılırken hep bir sosyal vs. yalnız okuması yapılır ya, 'ya çok sosyaliz tr de, orada dokunmak bile başka' vs. ha kısmen ve yerine göre doğru - yanlış, o bir tarafa, ilk dışarda yaşama deneyimimde ergen halimle ben de bu klişe tespitlerin değişik varyasyonlarını yaptım, sonra -hatta tr ye döndüğüm zaman- bu okumanın altında da asıl olarak katman katman tam da bu dediğin denetleme ağındaki psikolojilerin işlediğini düşündümeye başladım, 'bir bakışımla anlayan insanlar' benim esasen başka yere bakma cesaretimi de kırmış olabilirmiş gibi, ben ancak kendi kişisel hayatımda kurcalayabiliyorum tabii bunu - edit: buradan da daha çok yazabilecek bir aralık açtım kendime ama gevezelik etmeyim ‎- aralık
ya tr'de sosyal de yok bu arada, hem şehir hem kasaba görgüsü ile konuşuyorum, sadece anten olma hakkı çerçevesinde yaşanıyor artık o sosyal. yani hem yalnızız hem de sosyalin en sikik kısmı kalmış durumda elimizde. bir de malum toplumsal kutuplaşma var, olası bir bütünleşme kaynaşma imkanını da o kafadan engelliyor ‎- otisaga
tr'yi tam olarak mandallamadığım döneme geçemedim henüz, o zaman kesin bir ikinci achievement unlocked yaşanacak, bir başka kendime bakış daha yapabileceğim. aslında seyahat ile arkada bıraktığın eski kendinle mesafe koymanın en büyük kazanımı bu olabilir: kendine belirli bir mesafeden bakabilme imkanı sağlaması. tek mekanlılığın en ciddi kaybı da onun eksikliği belki de, kendinle aşırı yüz göz olmak. ‎- otisaga
yakındaysan kendine körsün, kendini hiç göremiyorsun; uzaktaysan kendine şaşı oluyorsun, çift görüyorsun. çift görmek > hiç görmek ‎- otisaga
aynen, doğru, o tr sosyalliği anten olma artı sadece senin hareket edebileceğin hattı 'altyapı' kaldırmaz' diye kurabilmeni elinden alan biçimde işliyor zaten, halbuki kurabilsen bir sürü olanaklılık da eşzamanlı varolacak belki de ‎- aralık

2015-2016 Mokum.place