İki yol var. Birisi: önden düşünüp konuşmak, diğeri aklına geleni söyleyip, sonra neden öyle dediğini düşünmek. ilki edebin diğeri aklın gereği olarak anlaşılıyor. Edep akla haksızlık etmesin, ikinci opsiyonu da kapsasın. Kapsıyamıyorsa siktirsin gitsin, edebimi bozdurmasın.
edebe akıl öğrettiğim gün ‎- otisaga
ve hayat o zaman başlar ‎- aralık
bir ihtimal daha var, o da aklına geleni söyleyip sonra şaka şaka demek mi dersin ‎- Rapri Sokapri
yine düşünüyorsun da, düşündüğünü düşünmüyorlar... ‎- Rapri Sokapri
şaka şaka ekolü: ağız yoklama ya. ilk grub direkt, premeditated çünkü ‎- otisaga
ikincisini tecrübe etmekten dertliyim. en amiyane tabirle, "çenenin endazesini bilmek, götün mimarisini bozmaktan iyidir" cümlesinin tersi istikamette ilerliyorum ‎- Pudra
hatta şaka şaka ağır hakaret bile sayılabilir. şaka diye bir şey olduğunu hatırlatıyor çocuğa hatırlatır gibi. şaka kaldıramadığını görünce iyice üstüne gidip agu gugu muamelesi yapıyor. ama muhatabı belki de agu gugu duymak istiyor. işte şaka şaka ekolünün gideceği çukur. muhatabın eksikliğine kafaya takıp bedlere girmek. ‎- otisaga
yok ya, şaka şaka denecek şey düşünmeden aniden söyleniyor, sonra tuhaf bir şey söylediğini ya da yanlış anlaşıldığını fark ettiğinde yapıştırıyorsun ‎- Rapri Sokapri
1. 2 için yaşlıyım. ‎- Charlo††e Flax ‏
bu arada ikincisi dediğin neden öyle dediğini düşünmek de edebin yolu: uygun bir bahane bulmak. ‎- Rapri Sokapri
rapri: şaka şaka tek başına öyle, ekolü ise proğramlı, ‎- otisaga
internetteki iletişimde sorun şu hala: insanlar yazılı iletişimin bir planlılığa işaret ettiğini (ya da kaydileştiği için etmesi gerektiğini) düşünebiliyorlar. yani yazıları 1. şekilde verileceği varsayımı var. ama kim misal sosyal medyada yazarken gerçekten düşünüp tartıyor? okunuşu ile yazılışı arasında ciddi bir fark var gördüğüm ‎- otisaga
insanların çoğu 2. şekilde konuşuyor, 1. varsayımla ise dinliyor. yazı bunun en somut olduğu alan ‎- otisaga
bi keresinde yeni tanıştığım bi eleman bi konu hakkında konuşurken şaka şaka ekek yaptıydı da bi daha görüşmedimdi arkadaşla. şaka şaka. ‎- myneminene
Şaka yapan insanla olmaz. ‎- Charlo††e Flax ‏
ağzına geleni söylemenin gerektiği alanlar = 7/24 /// ağzına geleni söylemenin gerektiği kişiler = 1 + RSVP ‎- otisaga
asıl sorun eşleşme sorunu, eşleşmenin kolaylaşması dev kazanım, işte umut veren bir internet kazanımı ‎- otisaga
şuranın güzelliğini geri döndüğünde anladım bir kez daha. o güzellikten güzel bir şey çıkar. işte olumlu tahmin mantığım. işte umudum ‎- otisaga
Bencede siktirsin gitsin de o öyle olmuyor ben çok denedim (feede binaen, yorumlara demedim) ‎- yormayinbeni
psikolojik şiddet diye bir şey de var ya, konuşmak düşünmekten ayrı bir şey, başkalarını da etkiliyor, dolayısıyla eylem statüsünde. düşünüp konuşma beklentisi düşünüp eylemde bulunma beklentisiyle paralel. ikisi de gerekli ve herkesin az çok yaptığı şeyler. dolasıyla herhalde işin derecesi belirleyici. ‎- Rapri Sokapri
siz biraz düşünmeden konuşuyorsunuz.... ‎- Rapri Sokapri
ŞAKA ŞAKA ‎- Rapri Sokapri
evet ama dostoyevski skandalı budur, tek tek gelmiyorlar ‎- aralık
bu feede baktıkça şaka şaka yalnızlığı aklıma gelecek:) ben yalnız hissettiğim için değil, öyle bir şeyin karmaşık yukarıdakilerin karması olduğu için ‎- aralık
hiç katılamadım. yorumlara göz atıp öyle yazayım. ‎- solange
yorumlara hızlıca göz attım ama şimdi nedense doğru mu algıladım diye bir düşündüm. neyse anladığım gibi yazayım. ‎- solange
yaptığın eşitleme kafama yatmadı. önden düşünüp konuşmak edebin olduğu kadar aklın da gereği olarak neden görülmüyor? söyleyeceklerini tartıp ölçüp biçmek, "akıl süzgecinden" geçirmek asıl aklın gereği olmalı. ‎- solange
aklına ilk geleni söyleyip sonradan düşünmek ise aksine duygusal bir davranış gibi. hele neyi neden dediğini sonradan fark ediyorsan üzerinde hiç kafa yormadığın dolayısıyla eksik gedik ağzından çıkanı söylediğin anlaşılıyor ‎- solange
ahah solanj bence de ama sanırım mesele birazcık kaygan, yani edepsizsen- düşünüp taşınıp aklın yolu bir olmasa da bu da var deyip edepsizce konuştuk diyelim- direktoman akla geldiği gibiye rahat ön sıralarda yer kapıyoruz sanırım, feede göre ‎- aralık
akla ilk geldiği gibi olan illa en doğru ve gerçekçi sorgulama veya bir nevi dürüstlük değil bence. gerçi burada amaç dürüst olmak yani kendini kısıtlamamak mı yoksa doğru iletişim kurmak mı? ‎- solange
ikili iletişim üzerinden örnek verirsem bir anlığına muhatabıma sıkcısın diyorum. üzerine pek kafa yormadan o anki duygumu tespit ediyorum. oysa sıkıcılık oldukça muğlak bir ifade. ve gayet öznel bir yorum. sonradan bu duygumu incelediğimde karşımdakiyle alakası olmadığını, tamamen ruh halimden böyle düşündüğüm bile ortaya çıkabilir. böylesi bir iletişim karşımdakine yarattığım sonuç itibariyle de pek yararlı değil benim için. ‎- solange
akil rasyoneldir. hesaplarla, metrikle calisir ve olcer bicer. dusunmeden konusmak, icinden geldigi gibi, bir anda, spontane konusmak ise genelde duygusal tarafin yaptigi istir. "bunu niye soyledim" diye utandigin cogu durum duygusal boslukla anlik reaksiyon gosterdigin durumlardir. edep ise akil veya duygu, anlik veya spontane farketmeksizin yetistigin ve kendini yetistirdigin olcude adapte olabildigin ahlak sonucunda kendini ifade edis bicimin ile orantilidir. "bu konunun muhattabinin sen oldugunu sanmiyorum" ile "sanane yarragim" arasindaki farktir edep; cumlenin anlik ya da hesapli olmasi degil. ‎- Sets
doğru iletişim açısından düşününce uzun uzun dünüşüp kendini ifade etsen dahi söylemek istediğinden farklı algılanabiliyorsun. geçen bir tartışmamda söylediğim bir cümlenin benim anlatmak istediğim anlamın tam tersi olarak yorumlandığını fark ettim. yani zaten net ve doğru iletişim edebi tercih ettiğinde bile meşakkatliyken bir de aklıma gelen her şeyi ifade edeyim demek hepten iletişimi baltalayan bir durum. ‎- solange
saçma sapan edep muhabbetleri akıldan yoksunsa hakkaten çekilmiyor, düşün, herifin biri ... örnekler çoğaltılabilir, cidden ne örnek vereyim bilemedim bu saatte ‎- aralık
evet işte aralık iletişimde neyi amaçladığın önemli. bir de edep deyince sanki herkes edebe kasıyor yüceltiyor gibi sanılıyor ama aksine lafımı esirgememcilik çok daha hip. ‎- solange
yok otis in ne dediğini anladım da edebin öyle bir algısı da var ya. ‎- solange
edep dedigin ahlaka uygun davranmak yahu? neyi karistirilmayacak ki? ‎- Sets
burada şaka şaka deyip toparlamaya gönderme gibi dedim ‎- solange
evet maalesef, şimdi tam da arızaları methetmek istedim ama ikinci kısmı kapsayarak:) ‎- aralık
yani daha doğrusu edebi ahlak gibi değil karşındakini kırıp dökmemeye özen gibi algıladım. ona da pek dikkat edilmiyor zaten bence. ‎- solange
ben hep ikili iletişim üzerinden yorumladım gerçi ve bir sürü de aslında şunu bunu demek istedim yazdım. dediğim duruma kendim örnek oldum ahah ‎- solange
bir ihtimal daha var o da 'karşısındakinin tahminine sırt dayamak' diyorum, bayağı kendi edebi/akli davranışının rotasını sana bırakmak, 'haa şunun mu demek istedin?' muhabbeti, aynen bize de yapılan bugünlerde:/ ‎- aralık
'yargılamadan değerlendiremediğini bildiğin için açıklığına güvenemediğin kişi'ye, ya da önyargılıya, önden yargısını hesaba katıp konuşmak en rahatı. rahat förstçülüğün de favori örneklerinin ana teması. ‎- otisaga
rahat förstçüler aslında akılcı bir soruyla başlıyorlar: 'rahat etmeden rahatça nasıl düşünebilirim?'. rahat etmeden hiç çalışamıyorlarsa, rahatsızlığa da alışamıyorlarsa rahat förstlük sağlık nedeni gibi bir şey oluyor. ‎- otisaga
psikoterapi ve dolayısı ile psikopatolojinin en ciddi müşterisi bu grup. her kararda şahsi rahatsızlığın azaltımı öncelikli ve ağırlıklı belirleyen durum diyenler var, seçimleriyle de gayet tutarlı görünüyorlar. ‎- otisaga
edep ve etiketi de bu hassas (ve büyük ihtimalle önyargılı) grubun trigger warning listesi olarak değerlendirebiliriz. edep en başta şu sorunun yanıtı aranırken çıkıyor: hassasiyetlere göre hareket etmeyi öğrenmekte ne sorun var? ‎- otisaga
yanıt şu: hassasiyetlere göre yaşama sorunu var. ‎- otisaga
hassasiyetlerin sahiplenilmesi gerektiği varsayımı sana saçma geliyorsa, onlara göre yaşama konusunda uzmanlaşma da saçma gelir ‎- otisaga
edebe davet, *müşterek olması gerektiği varsayılan* hassasiyetleri sahiplenmeye yönelik bir davet. o davete o varsayım olmadan nasıl icap edeceğim ben? edebe zorlamak edebe sığar mı? ‎- otisaga
baya edeceksin, riskleri olacaksın, kabus gibi, risk alacak edeb, oh olsun, ikincinin kendindeki eksik yerini edeblice örterken, hop, ikinci davete gidecek, masaya yanaşıp yemekleri bir bir açacak ve nasıl da düşünüyorum diyen ve bayağı ortama hareket veren reasoningi seasoning gibi yemeklerine serpiştirecek:) ya mesele biraz konuşulabilir olanın tam da ikinciyle beraber mümkün olması aslında ‎- aralık

2015-2016 Mokum.place