Sonradan Marx okumaya karar veren (iktisadi anlamda) liberal (tanıdığı olan) var mı? Varsa hangi kitaplarını okudu?
merhaba, hoş geldin abi ve #yay ‎- CatBus
Benim tanıdığım liberallerin hepsi 'Marx hakkında okudum'cu, ya da, manifesto okumuşlar. Bir tanesi 'okuyup çürüteceğim' dedi, hala bekliyoruz. ‎- otisaga
Hoş bulduk :) ‎- otisaga
Marx mı kaldı artık. Çok geç kalmış demek ki. Napıcak bu saatten sonra artı değer mi öğrenecek? ‎- ZORBA
Bir çok liberalin özellikle genç Marx'ı kim olduğunu bilmeden okusa 'işte bu' diye gaza geleceğini düşünüyorum. Bu kadar karşısında olup da bu kadar uzak durma sebeplerini Marxist bildiklerinden devşirme önyargılara bağlıyorum. Ahlak şov falan çıkacak sanıyorlar sanırım ‎- otisaga
David Harvey filan okusun okuyacaksa. Ne biliyim olmadı Frankfurt okulu ile birlikte okusun. ‎- ZORBA
marx okuduktan sonra liberal olan? ‎- aliye_d
Zorba, Marx'ın veya herhangi bir kalbur üstü düşünürün bugüne dair söylenecek hiçbir şeyi olmadığını söylüyor gibisin ‎- otisaga
ı ıh. aksine ne söylemişse aksine sanki bugunu önceden görmüşler diye düşünüyorum. ‎- ZORBA
Ben düşünür düşünürden okunurcuyum, 2. el kuram, içtihat, tefsir kadar zihne yük bir şey yok ‎- otisaga
Zaten düşünürden okurken bile içerik 2. elleșiyor, araya başkasını karıştırdın mıydı hepten bulanıyor. Kalbur üstü düşünürlerin hepsinin ortak bir özelliği var gördüğüm: mükemmel yazıyorlar. Sırf yazar olarak dahi okunması lazım bence. Marx'ı Marx tan okumamak hele dev kayıp. ‎- otisaga
Marx'ı Marx tan okumamak hele dev kayıp. ‎- otisaga ‎- ZORBA
Alfonker: paylaşım altında 'okudum' görmüyorum, uzaktan 2. El görüş paylaşımı (okuyanı okuyandan haberdarım) gibi görünüyor. ‎- otisaga
kendine liberal adını verenler, 'halimden memnunum vicdanım da pek sızlamıyor' diye düşünenler değil mi, yoksa düşünceyle falan bir alakası yok. düşünceyle alakası olsa kendine belki başka bir isim verir ve mesela serbest piyasacı olur. insanın asli düşüncesi serbest piyasacılık olabilir mi? bazılarının 'liberal' gibi boş bir adı üstlerine almak zorunda kalması, solcuların siyasal gündemle yüzeysel de olsa münasebet kuran herkeste uyandırmayı başardıkları bir tür suçluluk hissinin sonucu belki. bu solcuların tarihi zaferi sayılabilir; solcu olmayanlar da herhangi bir ismi üzerlerine almak zorunda hissediyorlar. ‎- fax
o feed'de okumanın değil, okumamanın kanıtı var. kulaktan dolma -yanlış- bilgilerle dolu. ‎- outlawish
Liberalizm de Marksizm kadar derinliği olan bir ideoloji değil mi, neden bazılarınca küfür yerine kullanılır anlamam. Bir de şunu sormak gerekir, marx 150 yıl sonra bize bilmediğimiz neyi söyleyebilir? ‎- Abi
değil ‎- lame süleyman
Takibe alayım yorumu. ‎- eyfiti
değil ‎- dm sinyalcisi kombo touré ‎- tuvaldi paletti
Feed’e uzaktan bakınca ve birkaç kelimeyi de başka kelimelerle değiştirirsek, sanki bir yerde dindarlarla ateistler tartışmış da, dindarlar biraz gücenince kendi aralarında toplanıp ’’kuran’ı okusalar aslında böyle olmazdı’’ diye kayıp nesil için hayıflanıyorlarmış gibi bir tad alınıyor _____ Feed'deki soru da fena değil aslında. Kendimce cevap vermeye çalışacağım ama acaba soruyu soran ve ’’okumamışlar belli’’ diye birilerine bakıp vah vah diyenler kendileri Carl Menger’i, Böhm Bawerk’i, Hayek’i okudular mı? Sırf yazarlığı için okunur Marx denmiş. Vallahi ben mesela sırf yazarlığı için dahi Ayn Rand’ı okumadım. Gerçi ikisinin kıyaslanması Marks'a haksızlık olur, bunu ben bile söyleyebilirim. Ama işin edebi tarafına merakı olanlar için belki ilginç bir deneme olabilirdi. Diğer saydıklarım ise büyük adamlar. Okudunuz mu bunları? Kendilerinden... ‎- 5posta
Feed’deki soruya gelir ve hatırlamak için tekrarlarsak; ''sonradan Marks okumaya karar veren (iktisadi anlamda) liberal (tanıdığı olan) var mı? Varsa hangi kitaplarını okudu?'' ____ Arkadaşlarımızdan mı, ünlülerden mi? Ünlülerden liktisadi anlamda liberal olup da Marks okumuş bir hayli tanıdığım var. Fakat istisnasız bir şekilde liberal olduktan sonra değil, öncesinde okumuşlar. Hatta Marksistlikten gelmişler diyelim. Herman Hoppe, Walter Block, Thomas Sowell aklıma bir çırpıda gelenler. Bunların hepsi Marksist olarak başlayıp liberal/liberteryen olarak devam eden, eserler veren kişiler. Kendi çevremden ise Marmara iktisattaki Marksist hocalarından sonra ancak Avrupa’da master yaparken ilk defa Hayek ile karşılaşan arkadaşım var bir tane. Kız ekonomist ama 30’unda liberal olabildi, çünkü akademide (onun dediğine göre) rüzgarlar pek oradan esmiyormuş. Geneli mi böyle MU mü böyle bilemiyorum. Neyse… Bu son örnek kendimden değil, başkasının yalancısıyım. Fakat genel olarak da benim etrafımda liberal olan okumuş etmiş insanların illa marksizmden gelmese de soldan geldiklerini söyleyebilirim. Bunun da tersine ne rastladım ne de duydum. Yani adam/kadın liberal. Sonra marks okuyor, marksist oluyor. Böyle yok. Tersi ise bol bol var. ‎- 5posta
Son olarak biraz da halkın arasına karışacaksak; kendimden bahsedeyim. ben de mesela marksist olmayan solculuktan gelmeyim. yani marksizmi çok üstünkörü genellemeler dışında falan bilmiyordum solcuyken de. zaten çok bilinçli olduğum bir dönem değildi. yalnızca solculuğun ahlaken doğru ve üstün olduğunu düşündüğümden/hissettiğimden/içinde bulunduğum grup bu inancı taşıdığından, solcuydum. Daha sonra nasıl olduysa hayatım ve ilgi alanlarım başka yönde gelişti ve ekonomide liberal düşünceye yakın bir pozisyona yerleştim. _______ Peki Marx okudum mu liberal olduktan sonra? Açıkcası başladım, denedim, fakat çok zorlandım. Bu zorlanmamın belli başlı 3 nedeni vardı: ____ 1. Dil. Ben Marx’ı ilk olarak İsveçce’den okumaya çalıştım. Tatmin olmayınca Türkçe okuyayım dedim ama orada daha da çıkmaza girdim. Marxist literatürü okumak bana çok ağır geldi. Bitirmesem de üniversite okumuşluğum var. Pek cahil sayılmam. IQ falan da vasatın altına düşmüyor sanırım. Ancak Marks’ı kendinden veya marksistlerden okumak bir hayli zor geliyor bana._____ 2. Safi dilden de değil belki. Bir türlü yazılanlarla gerçekliği kavuşturamıyorsunuz. Eğer ekonomide liberal bir pozisyondan geliyorsanız, Marksizm, size göre olmayan bir dünyanın ağdalı bir dille açıklanmaya çalışılması gibi. Doesn’t make sense. Daha ilk sayfalarda bunu hissediyorsunuz ve cilt cilt bitirilmiyor sonra o elinize aldığınız şey. ______ 3. Marksizm’i kaynağından okuyup öğrenme hevesinizi canlı tutamıyorsunuz. Evet, belki henüz Marks’ı Marks’dan okumamışsınız hiç ama elinize ilk defa Marks aldığınız güne kadar Marks ve fikirlerinin bombardımanına tutulmuşsunuz. Akademya ve sanatçı sepetçi tayfa ağırlıkla Marksist olduğu için ufak ufak dozlarda her gün Marksizm almışsınız. Konu ister ekonomi olsun, ister edebiyat olsun; eğer gündelik gazeteler ve köşe yazarlarından daha fazlasını okuma alışkanlığınız varsa gittiğiniz her alanda, kaynakta, liberalizmden çok marksizmden esinlenmiş şeylerle karşılaşıyorsunuz. Bir klişeyi tekrar etmek zorunda kalacağım belki, fakat ayrıca bakıyorsunuz, ekonomik debate’i 100 yıl önce kaybetmiş bir akım, uygulanmaya çalışıldığı her yerde ekonomik felaketlere ve insani trajedilere yol açmış, hala açıyor. Ve 150 yıldır ortada. Nerede, hangi derde çare olmuş diye düşünüyor insan. Yani ilacın prospektüsünü bile ’’nasıl kullanırım da beni iyileştirir’’ diye okuyorsunuz. Yoksa mesela eczacı size o ilacı ’’bundan her 8 saatte 1 tane alın. Bugüne kadar alanların hepsi öldü’’ diye verirse o karınca duasından hallice prospektüsü okumaya o kadar hevesli olmuyorsunuz. _____ Fakat tabii, kendi liberal teorilerinizi edinirken Marksizmin ne dediği size açıklanıyor. Sonra kendiniz de 3-5 şey karıştırıyorsunuz. Ama dediğim gibi, amcanın kendisini anlamak zor. Kaldı ki marksistler için basılan yeni marksist literatüre de bakarsanız, sürekli reinventing/recycling/re-reading/rethinking/renewing/regaining/revisiting/reinterpretation/rebirth/renewal/reconstructing of marxism gibi isimlerle kitaplar çıkarıldığını görüyoruz. Ben buradan marksizmi marksistlerin bile anlamakta, bugüne uyarlamakta zorluk çektiklerini çıkarıyorum. Aynı şekilde bana da bir şekilde ayakları yere basan ve bugün yaşayan birinin açıklaması lazım. Genelde de böyle şeyleri okuyoruz. Burada bir dengesizlikten söz etmeliyiz ayrıca. liberaller belki marksistler kadar marksizmi bilmiyor ama ama marksistler liberalizmi hiç bilmiyor. sıfır! ‎- 5posta
Marksistlere göre Marksizm adeta din gibi, karşılaştırılacak başka bir ideoloji yok, tartışacak bir durum yok. Haliyle tartışmalar da başlamadan bitiyor ya da mahalle kavgasına dönüşüyor. Benim soruya verilen tek kelimelik cevap da bu kibrin doğrulanması gibi :) ‎- Abi
5 posta'nın ilk yorumunda söylediği hissiyatı ben de yaşadım yalnız fkfkg. ‎- eyfiti
ben marksist değilim ve hatta https://mokum.place/kombas/611499 ‎- lame süleyman
Ben Kapital'i okumaya başlamıştım, 150. Sayfaya kadar okumuştum. Ama iş güç derken fırsatım olmadı. Sonuçta roman okunur gibi okunmuyor. Ama hep okumaya devam etme isteğindeyim. Tabii liberal de değilim solcu da. Bir de Marx kadar liberallerin teorisyenlerini de merak ediyoru. Ama işte bunlar hep okumak gerekliliği ::// ‎- eyfiti
fax: "kendine liberal adını verenler, 'halimden memnunum vicdanım da pek sızlamıyor' diye düşünenler değil mi," benim bildiğim değil, öyle olsa da vicdan üzerinden değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum, ölçülebilir bir değer değil. "yoksa düşünceyle falan bir alakası yok. düşünceyle alakası olsa kendine belki başka bir isim verir ve mesela serbest piyasacı olur. insanın asli düşüncesi serbest piyasacılık olabilir mi?" liberal tanımının asli düşünceyi yansıtması gerekmiyor (o yüzden ekonomik liberal diye ayırdım) "bazılarının 'liberal' gibi boş bir adı üstlerine almak zorunda kalması, solcuların siyasal gündemle yüzeysel de olsa münasebet kuran herkeste uyandırmayı başardıkları bir tür suçluluk hissinin sonucu belki." belki, liberal terimi epey eski bir terim, değişkenlik gösteriyor. "bu solcuların tarihi zaferi sayılabilir; solcu olmayanlar da herhangi bir ismi üzerlerine almak zorunda hissediyorlar. " bundan da emin değilim ‎- otisaga
5posta: "Feed’e uzaktan bakınca ve birkaç kelimeyi de başka kelimelerle değiştirirsek, sanki bir yerde dindarlarla ateistler tartışmış da, dindarlar biraz gücenince kendi aralarında toplanıp ’’kuran’ı okusalar aslında böyle olmazdı’’ diye kayıp nesil için hayıflanıyorlarmış gibi bir tad alınıyor" _____ eğer ki inançlı ateist'in gözünden ya da omuz üstünden bakılıyorsa, böyle bir tat alınması mümkün. o tadın halihazırda ağızda beklemiyor olduğundan emin olmak pek mümkün değil. "Feed'deki soru da fena değil aslında. Kendimce cevap vermeye çalışacağım ama acaba soruyu soran ve ’’okumamışlar belli’’ diye birilerine bakıp vah vah diyenler kendileri Carl Menger’i, Böhm Bawerk’i, Hayek’i okudular mı?" kendi adıma yanıtlıyorum: okumadım. ortaya sorulmuş bir okudun mu sorusuna sen asıl x i okudun mu? sorusunun soprulması uzaktan değerlendirme kriteriyle (yani ağızda halihazırda var olan tatla) alakasız denebilir mi? "Sırf yazarlığı için okunur Marx denmiş." ben dedim, tebliğ değil tavsiye olarak değerlendirilmesi fena olmaz "Vallahi ben mesela sırf yazarlığı için dahi Ayn Rand’ı okumadım." ben okudum. dilini pek lezzetli bulmadım. "Gerçi ikisinin kıyaslanması Marks'a haksızlık olur, bunu ben bile söyleyebilirim. Ama işin edebi tarafına merakı olanlar için belki ilginç bir deneme olabilirdi. Diğer saydıklarım ise büyük adamlar. Okudunuz mu bunları? Kendilerinden..." okumadım, sen icap ettiğin paylaşımdaki soruyu yanıtladın mı? kendiliğinden? ‎- otisaga
5posta: "Feed’deki soruya gelir ve hatırlamak için tekrarlarsak; ''sonradan Marks okumaya karar veren (iktisadi anlamda) liberal (tanıdığı olan) var mı? Varsa hangi kitaplarını okudu?'' ____ " Arkadaşlarımızdan mı, ünlülerden mi?" paylaşımın altına gelen iktisadi anlamda bir liberal tanımına uyuyorsan senin bu soruyu kendi adına yanıtlayabiliyor olacağını varsayıyorum. "Ünlülerden liktisadi anlamda liberal olup da Marks okumuş bir hayli tanıdığım var." okuduğunu söylemiş birilerinden bahsediyoruz, tanıdık olarak sormamın sebebi kişisel fikirlerine ulaşmaya çalışmamdı. "Fakat istisnasız bir şekilde liberal olduktan sonra değil, öncesinde okumuşlar." benim sorum ise liberal olduktan sonra okuyan var mı? sorusuydu aslen. "Hatta Marksistlikten gelmişler diyelim. Herman Hoppe, Walter Block, Thomas Sowell aklıma bir çırpıda gelenler." bu kişiler tanıdıkların mı? uzaktan tanıdığın/tanıyormuş gibi hissettiklerin mi? "Bunların hepsi Marksist olarak başlayıp liberal/liberteryen olarak devam eden, eserler veren kişiler. Kendi çevremden ise Marmara iktisattaki Marksist hocalarından sonra ancak Avrupa’da master yaparken ilk defa Hayek ile karşılaşan arkadaşım var bir tane. Kız ekonomist ama 30’unda liberal olabildi, çünkü akademide (onun dediğine göre) rüzgarlar pek oradan esmiyormuş. Geneli mi böyle MU mü böyle bilemiyorum. Neyse… Bu son örnek kendimden değil, başkasının yalancısıyım." bunu ben okumadım olarak mı alayım bilemedim. "Fakat genel olarak da benim etrafımda liberal olan okumuş etmiş insanların illa marksizmden gelmese de soldan geldiklerini söyleyebilirim. Bunun da tersine ne rastladım ne de duydum. Yani adam/kadın liberal. Sonra marks okuyor, marksist oluyor. Böyle yok. Tersi ise bol bol var." ilginç bir şekilde marx, kimilerine göre liberal başlıyor, liberalizm'den kopuyor oluyor. hatta genç marx yaşlı marx ayrımının bir kısmı bu ayrılma ile ilgili. sorumu sorma sebebim de biraz bununla ilgiliydi, liberal başlayıp liberal devam etmek (eğer ilk örnekteki gözüne gözükmeye yakınsatmak gerekirse) bir dinden başlayıp o dinden devam etmek gibi de okunabiliyor. tersi, yani marx'a hak verip liberal düşünürlere hak vermeye geçmek bir anlamda türkiye'de bir dönem ateistlik yaptıktan sonra islama dönmek olarak da yorumlanabilir. ‎- otisaga
"Son olarak biraz da halkın arasına karışacaksak; kendimden bahsedeyim. ben de mesela marksist olmayan solculuktan gelmeyim. yani marksizmi çok üstünkörü genellemeler dışında falan bilmiyordum solcuyken de. zaten çok bilinçli olduğum bir dönem değildi. yalnızca solculuğun ahlaken doğru ve üstün olduğunu düşündüğümden/hissettiğimden/içinde bulunduğum grup bu inancı taşıdığından, solcuydum. Daha sonra nasıl olduysa hayatım ve ilgi alanlarım başka yönde gelişti ve ekonomide liberal düşünceye yakın bir pozisyona yerleştim. _______" anladığım kadarı ile, ki soruyu sorma maksadım bununla alakalıydı, Marx'tan farklı bir girişin olmuş gibi görünüyor. Marx'ın solculuğu (yani genel geçer hakim görüşe aykırılığı) pek çevresel değil benim anladığım. Sıradışı bir merak, kaynak çeşitliliği ve eğitim sonrası kendisini aykırı konumda buluyor. _________________________"Peki Marx okudum mu liberal olduktan sonra? Açıkcası başladım, denedim, fakat çok zorlandım. Bu zorlanmamın belli başlı 3 nedeni vardı: ____ 1. Dil. Ben Marx’ı ilk olarak İsveçce’den okumaya çalıştım. Tatmin olmayınca Türkçe okuyayım dedim ama orada daha da çıkmaza girdim."_____________ Türkçe'den Marx okumaya çalıştım çok yoruldum. İsveççeyi düşünemiyorum. __________"Marxist literatürü okumak bana çok ağır geldi."_____________Bu Marx'ın yazdığı değil Marx hakkında kısımlar sanırım. ______________"Bitirmesem de üniversite okumuşluğum var. Pek cahil sayılmam. IQ falan da vasatın altına düşmüyor sanırım. Ancak Marks’ı kendinden veya marksistlerden okumak bir hayli zor geliyor bana._____ " Estağfurullah cahiller gerzekler liberal olur gibi bir iddiam yok zaten. öyle bir imada da bulunmuyorum, dikkatimi çeken bir nokta hakkında soru sormaya karar verip açtım paylaşımı _______________ "2. Safi dilden de değil belki. Bir türlü yazılanlarla gerçekliği kavuşturamıyorsunuz. Eğer ekonomide liberal bir pozisyondan geliyorsanız, Marksizm, size göre olmayan bir dünyanın ağdalı bir dille açıklanmaya çalışılması gibi."_____________İşte bu yüzden Marx'ı okudun mu, hangi okuduysan hangi kitabını kısmını sormak istiyordum. Yani ben Marx okurken "bir liberal bunu okusa 'ne diyor bu? off poff' demez" diyorum. "Doesn’t make sense. Daha ilk sayfalarda bunu hissediyorsunuz ve cilt cilt bitirilmiyor sonra o elinize aldığınız şey. ______" ama ney? hangisi? bu kısım biraz tuhaf çünkü cidden çok farklı çerçevelerde kitaplar yazmış. Kutsal kitap analojisi pek uymuyor o açıdan, farklı dönemlerde farklı içerikler ve alanlara giriyor. Yani felsefenin sefaleti ayrı bir boyutta gidiyor, manifesto ayrı, kapital ayrı. ________________"3. Marksizm’i kaynağından okuyup öğrenme hevesinizi canlı tutamıyorsunuz." bunun heves değil de merak meselesi olduğunu düşünüyorum. benim için bir içeriğin saçmalaşmaya başlaması merakı öldürmüyor, okumayı yavaşlaştırıp, zorlaştırabiliyor sadece. "Evet, belki henüz Marks’ı Marks’dan okumamışsınız hiç ama elinize ilk defa Marks aldığınız güne kadar Marks ve fikirlerinin bombardımanına tutulmuşsunuz."_____________Bu kısım, özellikle bu kısım, en tuhafıma giden şey. Benim 2. el Marx bilgim ile 1. El Marx okumam arasında uçurumlar var. 2. el yazanlar belli bir formasyonu olan, içerik üretebilen kalemler genellikle ‎- otisaga
" Akademya ve sanatçı sepetçi tayfa ağırlıkla Marksist olduğu için ufak ufak dozlarda her gün Marksizm almışsınız." Bunun bir başka örneğini Niçecilikte de görüyorum. Niçe çağını yaşıyor olduğumuz için Niçe 2. el bilgisi çok fazla, oysa ki Niçe'nin kendisiyle özeti, gıyabı arasında 'deha uçurumu' denebilecek bir alakasızlık var. İsteyerek haksızlık ediyorlar demiyorum yani, mecburen hakkını veremiyorlar. "Konu ister ekonomi olsun, ister edebiyat olsun; eğer gündelik gazeteler ve köşe yazarlarından daha fazlasını okuma alışkanlığınız varsa gittiğiniz her alanda, kaynakta, liberalizmden çok marksizmden esinlenmiş şeylerle karşılaşıyorsunuz." Bu da önemli, çünkü Marx temel liberal ekonomik diskurun ciddi bir kısmını kapsıyor ve içeriyor. Yani liberal çerçeveye temas etmeyen Marx diye bir şey yok zaten. ‎- otisaga
"Bir klişeyi tekrar etmek zorunda kalacağım belki, fakat ayrıca bakıyorsunuz, ekonomik debate’i 100 yıl önce kaybetmiş bir akım, uygulanmaya çalışıldığı her yerde ekonomik felaketlere ve insani trajedilere yol açmış, hala açıyor. Ve 150 yıldır ortada. Nerede, hangi derde çare olmuş diye düşünüyor insan." Bu da başka bir Marx neden Marx'tan okunur noktası. Marx'ın aktif siyasete girdiği kısımlar dışında analitik, eleştirel düşünür zekası ve bakışı var. Yani kim kazandı, kim kaybetti, kim kazanır, kim kaybeder kısmı ile alakalı bölümler kendi Feurebach tezlerinde değindiği epistemik çerçevesine de pek uymuyor zaten, orada siyasetçi Marx'ı görüyoruz. __________"Yani ilacın prospektüsünü bile ’’nasıl kullanırım da beni iyileştirir’’ diye okuyorsunuz. Yoksa mesela eczacı size o ilacı ’’bundan her 8 saatte 1 tane alın. Bugüne kadar alanların hepsi öldü’’ diye verirse o karınca duasından hallice prospektüsü okumaya o kadar hevesli olmuyorsunuz. _____ " Yukarıda ahlak çov var diye mi okumuyorlar kısmına, bunu da ekleyebiliriz: çare şov, ilaç reçetesi gibi bir metin bekliyor sanırım insanlar (siyasi pamphlet sayılabilecek manifestonun en yaygın bilinen metin olması sebebiyle sanırım) oysa ki metinlerin büyük kısmı eleştirel, analitik çizgide ilerliyor, bir kısmı ise bildiğin bilimsel araştırma olma iddiasında, çözüm çare değil__________ "Fakat tabii, kendi liberal teorilerinizi edinirken Marksizmin ne dediği size açıklanıyor. Sonra kendiniz de 3-5 şey karıştırıyorsunuz. Ama dediğim gibi, amcanın kendisini anlamak zor. Kaldı ki marksistler için basılan yeni marksist literatüre de bakarsanız, sürekli reinventing/recycling/re-reading/rethinking/renewing/regaining/revisiting/reinterpretation/rebirth/renewal/reconstructing of marxism gibi isimlerle kitaplar çıkarıldığını görüyoruz."_________bu da 2. elin diğer bölümü. Belirli bir etkisi olan her düşünür Kant, Hegel, vb'den tut da Liberal kuramcılara kadar hepsinin zaten bir tekrardan anlama, değerlendirme çerçevesi oluyor. Bunu yazarın tuhaflığına değil de, sıradışılığına yormak da mümkün__________ "Ben buradan marksizmi marksistlerin bile anlamakta, bugüne uyarlamakta zorluk çektiklerini çıkarıyorum." Ben de aynı fikirdeyim, eleştirel metinlerde içeriğin kolay olmasının yanıltıcı bir tarafı olacağını düşünüyorum. "Aynı şekilde bana da bir şekilde ayakları yere basan ve bugün yaşayan birinin açıklaması lazım. Genelde de böyle şeyleri okuyoruz. Burada bir dengesizlikten söz etmeliyiz ayrıca. liberaller belki marksistler kadar marksizmi bilmiyor ama ama marksistler liberalizmi hiç bilmiyor. sıfır" marksistler (ya da liberal olmayanlar) liberalizmi, saydığın isimler çerçevesinde doğrudan okuyacak şekilde bilmiyorlar, bu doğru. üstüne kat çıkarsak marxistler de (ya da marx'a hak verenler de) marx'ı marx'tan okumaktansa siyasi bağlamda alıntılanan, vurgulanan kısımlardan ibaret biliyorlar. liberal ekonominin de marx'ın da hemen anında anlaşılmadığı, belirli bir önhazırlık gerektirdiği de en son bilgi ve kavrayış eleştirisine eklenebilir. bunun üzerine ilk açtığın konuya gelirsek, marxist, marxian, liberal, neoliberal, vb ne olursa olsun tarafların çoğunluğunun bu asimetriler ve eksiklikler deryası içinde siyaseten haklı çıkmak gibi öncül bir çabaları veya yatkınlıkları var. bu öğrenmeyi zorlaştıran asli unsur ve kutsal kitabı okuyup gelme benzetmesinde de belirleyici. reddettiğimiz bir kutsal kitaptan etkilenmek, dengeni kaybetmek, yeniden uyumlanmak, kurduğumuz gerçek ittifakları ve yaptığımız zihinsel maddi maneci yatırımları altüst etmek istemiyoruz. bu 0. maddeden bağımsız olarak değerlendirildiğinde tüm ardıl gerekçeler bahaneleşme eğilimine, ya da eğimine, giriyor. ‎- otisaga
eyfiti: direkt kapital'den mi başladın? ‎- otisaga
burası korkunç bir yer ya iletişim için, bunu insan okuyacak. paragraf ayırmaya niye engel getirmişler. koyun see more gitsin yav ‎- otisaga
Marksistlerin affedilmez hatası liberalizmi küçümsemeleridir. Onu salt kapitalizmin ideolojisi olarak görmek ve kapitalizmi yıktığımızda o da yok olur yeaa gibi bir sığırlıkla bakmak marksistlerin son 20-30 yıllık pratiğinin kof olmasının nedenidir. Anlamaya klasik liberalizmin ideologlarını okuyarak başlaamak işe yarayabilir. (iskoç aydınlanmacıları) özellikle Ferguson! Solcuların düşmanlarını okumamak gibi bir algısı var. eğer yeni bir dünya mümkün diyeceksek önce liberalizmi ardından marksizmi okuyup bu dualitik sıkışmışlıktan kurtulmak için ikisini de tarihin çöp sepetine atmak lazım. ancak öyle yeni bir yol bulunabilir. hasılı liberal düşünürler de marksist düşünürleri de kaynağından okumak lazım.ikisinin de hergün biraz daha gerçeklikten uzaklaştığı görülecektir kanımca ‎- Kurtz
şöyle bi durum da var solcusundan anarşistine feministine kadar yaşam tarzı olarak hepimizin neo-liberal olduğu söylenebilir rahatlıkla. önce aynaya bakalım yani. haliyle bu tartışmalar bu realite görülmeden yapıldığında 'artistik' olmaktan öteye gidemiyor... ‎- Kurtz