akşamdan kalma eurovision izledim dün. bayat bayat. bir gram da bi şey kaçırmamışım. nitekim şarkıların hepsi birbirinden tırttı. sweden hariç de ulan! sweden hariç. netekim isveç bebe iyiydi ya. tatlı tatlı, böyle sanki utanıyormuş gibi söyledi. brotherly bi hisle gülümsedim pezevengi izlerken. şarkısı da iyiydi, tıngır mıngır. loop'a aldım dinliyorum vallahi. sonradan dönüp "ulan ne tırt müzikleri övmüşüm" diyeceğim muhtemelen ama pffft yani. müzik zevkimi beğenmeyen kızına almasın.
ukrayna da fena değildi aslında, onun da hakkını yemeyeyim. abla ayıptır söylemesi kabız gibi dansetti biraz ama müzüğün coştuğu yerde görselciler kızın kafasından ağaç fışkırttılar, o hoşuma gitti. ‎- platonik karamel
evet gece olmuş üç buçuk ve ben sarhoş gibi feed/yorum giriyorum. ama vallaha sarhoş değilim. genel mallığım bu benim. zaten ben hiç sarhoş olmadım daha hayatımda. bunun muhabbeti de her geçtiğinde "bi gün olacağım ama bakalım ne zaman" diyorum, yanımdakiler de "o zaman seni bi gün sarhoş edelim" diyorlar, sonra herkes, hepimiz unutuyoruz bu muhabbeti. ta ki bi daha aynı muhabbet yapılana kadar. ‎- platonik karamel
bir de linkedin'den bi işe başvurmuştum geçen, biraz hikayeden biraz da "kimbilir olursa belki biraz para mara kazanırız yazın" diye. insan kaynakları mail atmış, "senle konuşak, ne zaman müsaitsin, söyle telefonlan arayalım" demişler. "yarın on bir ila beş arası bana uyar" dedim, saat zaten olmuş gecenin dördü, ben beşten evvel imkanı yok yatmam. yarın da on bir dedi mi arar bunlar kesin. ben yeni uyanmış olurum, henüz yulafımı muzumu bile yememiş olurum. ne konuşacağım acaba ben bunlarla uykulu uykulu. zaten iş neydi, neye başvurmuştum, onu bile hatırlamıyorum. çok saçmalayabilirim. çok saçmalamazsam iyi. ‎- platonik karamel

2015-2016 Mokum.place