Onlar yapıyor, biz onların yaptıklarını düşünüyoruz : Neyle meşgul olursam olayım, nerede olursam olayım, kimin yüzüne bakıp konuşursam konuşayım 'hep özlediğim bir şey var' hissiyle yaşıyorum uzun bir zamandır. Biriyle içsem ya da birileriyle gezintiye çıksam veya birileriyle politik bir hedef belirleyip kendimi güzel bile hissetsem hep o bulunduğum hallerden kaçmamı dürten bir özlem bu. Sevgili bile sıkıyor sık sık, kendisinden bağımsız. Kendimi aylarca eve kapatsam da, çok gerekmedikçe konuşmasam da, kendimle aramdaki mesafe her zaman var. Ve ben mesafenin diğer yanındaki kendimi özlüyorum. Onların düşün demediği, beklemediği, bilmediği, göstermediği şeyleri yapan halimi. Bêla Tarr, "oyun, onların kazanması üzerine kurulmuş" gibi bir şey diyor filminde. Bu gece, ne kadar da teşne olmuşuz düşman bildiklerimize diye düşündüm. Sadece kendi dünyamıza ait oyuncaklarımızın olmaması ne kötü! Hayranlık duymak birilerine, hep bir parça kendi olmak ihtimalinden vermek gibiydi ki kendi yüzüme samimi değildim hiçbir aynada. Yaşım ilerledikçe kimsenin hayran olunacak kadar iyi olmadığını bilmek de çok kötü. Sürekli pompalanan o hayranlık duygusunu o kadar naifçe karşılamamız da!
Bir uygarlık karşıtı olarak, uygarlığın dışına çıktığımı hissettiğimde, o kapının dışında bir 'hiç'e dönüşüyorum. Tanrıça İnanna'nın Tanrı Enki'nin sahiplendiği yaratımları 'bu me'ler bizim' deyip alıp kendi şehri Uruk'a götürmesi -çatışa çatışa- geliyor aklıma o hiçlikte. Bir şekilde geri aldı onu erkek ve geliştirip adına Uygarlık dedi. ‎- Kurtz
Neyi çaldılar bizden, nasıl geri alabiliriz? Bu hiçlik adil değil! Ve nasıl kurtulabilirim bu duygudan? ‎- Kurtz
kurtulmaya çalışmayarak kurtuldum ben. hep bir yanım eksik olacak, hep bir şeyi özleyeceğim. ‎- golyandro
Bir ben değilmişim diye rahatlayarak içimle tebessüm ettim. ‎- Lady Jane
@gonegirl :) ‎- Kurtz

2015-2016 Mokum.place