Crossing Hell's Mouth - Docu http://youtu.be/71vWpE0V0Ro
"Crossing Hell's Mouth tells the story of Frank Chalmers, an open water swimmer who is setting off on the challenge of his life. Having successfully swum the English Channel, Frank has been training for over a year in preparation for his toughest swim yet; to cross the Pentland Firth. This notoriously treacherous stretch of water separates the Orkney Islands from mainland Scotland and is home to some of the strongest tides in the world. The Firth has been named Hell's Mouth by seamen as its fearsome forces have earned it the reputation of being a graveyard for ships. Most of the world's straits and channels have been swum already, leaving the Pentland Firth as one of the last undefeated swims. Local seafarers, whose lifetimes have been dictated by these unpredictable conditions, team up with Frank and his wife Ros as they set out on this moving and unexpected journey" ‎- vikramthevampire
Post-English channel crossing syndrome diye bir sey var sanirim. Yillarca hazirlanip Mans'i gecmelerinin ve Dover'daki meshur pub White Horse Inn'in duvarina isimlerini yazdiktan bir sure sonra "Everest'e tirmandik, peki simdi ne olacak sirada ne var" seklinde yeni bir macera/meydan okuma sureci basliyor bu arkadaslarda. Iskoc abimiz Frank de boyle bir maceraya girisiyor. Devami belgeselde, vakit uydurursaniz izleyin. Minik bir spoiler: eril bir 'success story' oykusu olmadiginda amator spor belgeselleri buradaki gibi cok leziz oluyor. ‎- vikramthevampire
Kimse izlemedigine/izlemeyecegine gore bana en hos gelen bolumunu anlatabilirim. Deli Frank abi ve zavali esi/asistani haricinde kimse ihtimal vermiyor. Daha once denenmis mi bilmiyoruz ama bu parkuru kimsenin yuzmedigini biliyoruz. Bu tur parkur gecislerindeki havu uygunlugundan sonraki en kritik sey o bolgedeki su rejimini/lokal akintilari/gelgit durumunu ve saatlerini bilen mahir kilavuz teknelerine ve kaptanlara sahip olmak. Mans'ta artik bu is konusunda uzmanlasmis ve iki yil sonrasina bile rez kabul edemeyen onlarca tekne ve kaptan var, kanali avuclarinin ici gibi biliyorlar. Ayin durumuna gore (hilal halindeyken 'neap tide' dedikleri bir durum var ve daha kavissiz ve kisa bir gecis mumkun) yuzuculeri sabahin ikisinde bile suya sokabiliyorlar ve yuzenin hizina gore rota cikariyorlar. Buradaki tekne ekibi ve kaptan hic ihtimal vermiyor Frank abinin basaracagina, kendine gore bir dolu hakli sebebi de var: so cok soguk, bosuna o bogaza "hell's mouth" dememisler, akintilar cok karmasik ve Mans'taki gibi 6 saate yon degistiren cinsten degiller. Gonulsuzce ve ilgisizce kabul ediyorlar kilavuzlugu. Yuzme gunu gelip cattiginda ve bizim kahraman sismanimiz gayet iyi basliyor ve saatler icerisinde kaptanin yuz ifadesine gecisin mumkun olabilecegine ikna oldugunu gosteren saskin bir gulumseme oturuyor. Artik o da maceraya ortak ve cok heyecanli. Akintilarin bulustugu yerde ruzgarin da etkisiyle deniz karissa bile Frank o bolgeyi cok yorularak gecebiliyor ve bir iki saat icinde kara gorunuyor. 4-5 km'den az bir mesafe kalmasina ragmen ters yondeki tide Frank'in kiyiya yanasmasina musade etmiyor ve gunes batmak uzere oldugundan gecisin olamayacgina kanaat getirip Frank'i tekneye aliyorlar. Imkansiz gorunen gecisin son anda gerceklesememesi Frank kadar kilavuzu da uzuyor. Birkac hafta sonra Frank'e mesaj atiyor; akintilara daha iyi calistigini, baslangic icin anakarada farkli bir yer secmelri ve baslangic saati konusunda daha dikkatli olmalari halinde yarim kalan hesabi kapatacaklarini filan yaziyor. Boyle iste, bana mi oyle geldi bilmiyorum ama ben bir hayli Sait Faik tadi aldim bu belgeselden. ‎- vikramthevampire